Fenerbahçe’nin 53 yıllık Kongre ve Yüksek Divan Kurulu Üyesi, 1907 Fenerbahçe Derneği kurucularından ve Şok Marketler Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Solakoğlu, Fenerbahçe’nin yaklaşan kongre süreci öncesinde bir bildiri yayımladı. Solakoğlu, mevcut yönetim anlayışını eleştirirken, kulübün geleceği için “ortak akıl” ve “liyakat” çağrısında bulundu.
Çolakoğlu’nun “Fenerbahçe kongre üyelerine çağrımdır” başlıklı bildirisi şu şekilde:
Liderlik; “ben” diyebilmek değil, ortak aklı yönetebilmektir. Oldum olası kendisini merkeze koyan, başkalarının fikirlerine ve varlığına değer vermeyen insanlara hiçbir zaman güven duymadım. Çünkü tarih göstermiştir ki; kibirle yönetilen kurumların ömrü uzun olmaz.
Tarihin yetiştirdiği en büyük liderlerden biri olan Mustafa Kemal Atatürk’ün yönetim anlayışına baktığımızda bunu çok net görürüz. Atatürk; etrafına fikrine güvendiği, liyakat sahibi insanları toplamış, kararlarını ortak akılla şekillendirmiş ve güçlü bir vizyonu birlikte üretmiştir. Gerçek liderlik, her şeyi bildiğini sanmak değil; doğru insanları dinleyebilme erdemidir.
“Bugün ise ne yazık ki tam tersini yaşıyoruz”
Bugün ise ne yazık ki tam tersini yaşıyoruz…“Ben ne dersem doğrudur” anlayışıyla hareket eden, kimseyi dinlemeyen, eleştiriye kapalı yönetim tarzlarının; kurumları nasıl çıkmaza sürüklediğine hep birlikte şahit oluyoruz. Bunun en acı örneklerinden biri de Fenerbahçe SK’nin içine düştüğü durumdur.
Daha da düşündürücü olan ise geçmişten ders alınmamasıdır. Kulübü mali açıdan büyük bir yükün altına sokan, kendisini kulübün önüne koyan bir anlayışın yeniden tercih edilmeye hazırlanılması, akıl ve vicdanla açıklanabilecek bir durum değildir. Çünkü hiç kimse Fenerbahçe değildir. Hiç kimse, milyonların sevgisini ve tarihini temsil eden bir camiadan daha büyük olamaz. Fenerbahçe o kişilerden önce de vardı, onlardan sonra da var olacaktır.
“Denenmiş, tekrar denenmez.”
Anadolu’nun çok güçlü bir sözü vardır: “Denenmiş, tekrar denenmez.”
Bugün yeniden yönetime talip olan kişi; geçmişte denenmiş, sonuçları görülmüş ve kulübü ağır borç yüküyle karşı karşıya bırakmış biridir. Üstelik öfkesine hâkim olmakta zorlanan, farklı fikirlere kapalı, yalnızca kendi doğrularına inanan bir yönetim anlayışıyla hareket etmektedir. Böyle bir zihniyet; milyonların gönül verdiği bir kulübü değil, sağlıklı bir kurumsal yapıyı dahi yönetemez.
Bu nedenle tüm Fenerbahçelilere çağrım şudur:Fenerbahçe’nin geleceği; ortak akla inanan, çevresine değer katan, liyakatli insanları yönetim kadrosunda buluşturabilen, genç, vizyon sahibi ve çağdaş yönetim becerilerine sahip isimlere emanet edilmelidir.
Çünkü büyük kulüpler; kişilerin egolarıyla değil, ortak akılla, karakterle ve güçlü bir aidiyet duygusuyla sürdürülebilir başarıyı yakalar.


















